Okuduğum
Zimbabwe 500 Fili Avlanmak Üzere Satışa Çıkardı

Zimbabwe 500 Fili Avlanmak Üzere Satışa Çıkardı

Zimbabwe

Zimbabwe hükümeti milli parkların bakım masraflarını karşılayabilmek için 500 kadar filin ortalama 70.000 dolar bedel ile avlanmasına izin vermeyi planladığını açıkladı!

Güney yarım kürede yaz aylarında başlayan av sezonuna, geçtiğimiz yıl Covid-19 salgını nedeniyle ara verilmişti.

Zimbabwe sınır komşusu Botswana’dan sonra dünya üzerinde en kalabalık fil nüfusuna ev sahipliği yapan ülke olma özelliğini taşıyor. Her iki ülke de geçtiğimiz yıllarda fil avcılığı üzerinden para kazanma planları nedeniyle çevreci sivil toplum kuruluşlarının hedefi haline gelmişti.

Zimbabwe Milli Parkları ve Yaban Hayatı Yönetimi yetkilisi Tinashe Farawo uygulamaya koymayı planladıkları bu kararı “Harcamalarımızı başka nasıl karşılayacağız? Parktaki hayvanları korumak için günlerini otlaklarda geçiren insanlarımızın parasını nasıl ödeyeceğiz?” sözleriyle desteklemeye çalışmış ve açıklamasını “Yönetimimizi eleştirenler bunun yerine hayvanların ve parkın bakımı için ihtiyacı olan parayı bize verebilirler.” sürdürmüştü.

Şimdi haberimize kısa bir ara verelim ve Zimbabweli bu yetkilinin sözlerinin satır aralarında gizli mesajı beraberce keşfetmeye çalışalım. Bunu yapabilmek için sizi tarihte kısa bir yolculuğu çıkaracağız, yolculuğumuz “beyaz adamın” Afrika’ya henüz ayak basmadığı yıllardan başlayacak.

Afrika, İngiltere İmparatorluğu’nun kolonisi haline gelmeden önce kıtada yaşayan kabileler arasında bir sınır çizgisi yokmuş.
Zimbabwe’nin Kolonizasyonu

Afrika, İngiltere İmparatorluğu’nun kolonisi haline gelmeden önce kıtada yaşayan özgür insanların arasında sınır çizgileri yokmuş. Kabileler bu mucizevi coğrafyada sahip oldukları kaynak dağılımına göre göç ederek eşit koşullarda yaşarmış. O kadar ki Afrikalılar “toprak sahibi” olmak gibi bir kavrama bile sahip değilmiş, toprakların ölülere, yaşayanlara ve henüz doğmamış insanlara ait olduğunu düşünürlermiş. Kadınlar ve erkekler eşit, çocuklar ve yaşlılar güvendeymiş.

Beyaz adamın kıtaya gelmesiyle bu durum hızla değişmiş, arazi sahibi olma fikrine bile aşina olmayan yerlilerin yaşadıkları alan, kötü niyetli sözleşmeler ve zor kullanılarak ellerinden alınmış. 1883-1886 yılları arasında Berlin’de düzenlenen ve hiçbir Afrikalının katılmadığı bir konferans ile kıtanın üstünde göç ederek yaşayan kabileler arasında cetvelle çizilmiş gibi duran sınır çizgileri çizilmiş. Bu sayede Afrikalılar toprak, su, hava, hayvanlar ve birbirleriyle barış içinde yaşayan insanlar değil, beyaz adamın hırsı yüzünden birbirine düşman edilmiş halklar haline gelmiş…

İşte bu dönemde Batı medeniyetinin temsilcisi olan İngilizler, Zimbabwe’nin değerli madenler açısından zengin bir ülke olduğuna dair bir yanılgıya kapılarak Zimbabwelilerin neredeyse tüm arazilerine el koymuşlar. Bölgede yaşayan kabileler arasında savaşlara neden olan bu durum daha sonra Zimbabwelilerin özgürlüklerini geri kazanmak için verdikleri bir savaşa dönüşmüş, bu savaş 1800’lü yılların sonundan 1980’e kadar sürmüş ve binlerce Zimbabwelinin ölümüne yol açmış.

Zimbabwe bağımsız bir devlet haline geldiğinde bile kolonyalist İngilizler 1800’lü yıllarda kurdukları -yerlileri “kabile anavatanları”nda yaşamaya zorlayan- eşitlik karşıtı ve ırkçı sistemlerinden vazgeçmemişler.

2001 yılında Zimbabwe hükümetinin tarım arazilerinin yabancılardan geri alınarak kolonizasyon nedeniyle topraksız kalmış milyonlarca Afrikalıya geri verilmesi adına atılan adım ise eski kolonicilerden gelen tepkiler nedeniyle 2020 yılının Eylül ayında iptal edilmiş ve yabancılardan alınan topraklar onlara geri verilmeye başlanmış. Üstelik BBC’nin internet sitesinde bu haber İngilizlerin uğradığı haksızlığın sona erdiğini ima edecek bir tonda yazılmış…

Göz At
Covid-19 aşısı köpekbalıklarını tehdit mi ediyor?

Şimdi haberimize geri dönüp düşünelim; Zimbabwelilerin topraklarını ellerinden çalan beyaz adam, onları köleleştiren beyaz adam, zenginliklerini ellerinden alan beyaz adam, onları modern ürünler tüketmeye zorlayarak Batı’nın finansal desteğine muhtaç olmaya zorlayan beyaz adam, fillerini ve diğer yaban hayvanlarını öldürmek (yani hayatlarını satın almak) için para ödemeyi teklif eden beyaz adam…

Ekonomik sorunlar ve fakirlikle mücadele eden Zimbabwe’nin para karşılığı fil avına izin verme kararının sorumluluğunu doğru yerde aradığımıza emin miyiz?

Sizce de Batılı sivil toplum örgütleri, Zimbabwe hükümetinin bu kararı almaya zorlanmasının ardındaki nedeni, geçmişe dönüp hala sürdürdüğü yanlışları gözden geçirmeden eleştirmekte biraz hızlı davranmıyor mu?

Alınan karara göre avlanacak fillerin bedeli hayvanların büyüklüğüne göre 10,000 dolar ila 70,000 dolar arasında değişecek ve av sezonu boyunca 500 fil avlanmasına izin verilecekmiş.

Bu şekilde, beyaz adamın dünya sömürüsü devam ediyor. Bu korku filminde hepimizin payı var; “privately owned” yani Batılı kolonyalistler tarafından nesilden nesle aktarılmış Afrika topraklarında yer alan lüks otellerde tatil yapan turistlerin de, bu otellerin havuzlarından su içen fillerin “büyülü” videolarını paylaşan sosyal medya fenomenlerinin de ve bu dev kıtanın Batılı işgalciler tarafından çalınan değerli taşlarını satın alan mücevher tutkunlarının da, Afrika açıklarında yapılan balıkçılık nedeniyle kıyılarda yaşayan yerel halkın açlıkla mücadele etmesine göz yumup sushi keyfinden vazgeçemeyen gurmelerin de…

O fillerin ölümünden hepimiz sorumluyuz; biz ve dünya değişmedikçe filler ölmeye, insanlar acı çekmeye, toprak ise alınıp satılan bir pazar ürünü olmaya devam edecek!

Yorumlar (3)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön