Okuduğum
Yazı Yazmanın İyileştirici Gücü

Yazı Yazmanın İyileştirici Gücü

yazı

Bazen hızlıca not alıp bir kenara bıraktığınız kağıt ve kaleminizin küçük terapi alanınız olabileceği hakkında hiç düşündünüz mü?

Nasıl mümkün olacağı hakkında soru işaretlerine sahip olabilirsiniz ama aslında cevabı çok basit: Yazmanız yeterli!

Araştırmalar gösteriyor ki duygularını ve düşüncelerini düzenli olarak yazan insanlar, yazma eyleminin iyileştirici birçok etkisiyle tanışıyor. Bu eylem sayesinde duygularını daha iyi anlayan, daha iyi analiz eden ve kendilerine karşı daha anlayışlı olan insanlar hâline geliyorlar.

Üstelik bunun etkisi sadece kendilerine değil, hayatlarındaki diğer insanlara da yansıyor. Karmaşayla ve pek çok düşünceyle dolu olan zihinde bazı sebepler ve nedenler kaybolabilirken, bunlar yazıya döküldüğünde çok daha gözle görülür ve anlaşılır hâle gelebiliyorlar.

Şehir insanı, hızla geçen ve çok hızlı değişkenlerle dolu hayatında bazen kendini bile gözden kaçırıyor. Sonucunda neye kızdığı, neye duygulandığı, neyin aylardır ruh durumunda değişkenliklere sebep olduğu gözden kaçırılmış bir insan olabiliyor. Yazmak ise hem kısa hem uzun vadede karanlıkları aydınlatan bir eylem hâline geliyor diyebiliriz.

Pek çok farklı günde pek çok farklı eylemin ve duygunun sizde hangi değişimlere sebep olduğunu yazmaya başladığınızda, kendinizi dışarıdan bir gözle seyredebiliyor ve anlamlandırabiliyorsunuz.

Peki Ne Yazmalıyız?

Yazılacak şeyler ve yazmanın amacı her zaman değişebilir. Bazı insanlar sabah uyandıktan sonra bir şeyler yazmayı yeterli bulurken bazıları bunun için gerçek bir mesai ayırmak isteyebilir. Bazıları yalnızca yapılacak işlerini ve niyetlerini sıralarken, bazıları daha derin yazmaya ihtiyaç duyabilir.

Bu sebeple “Ne yazmalıyım?” sorusu, belki neyi değiştirmek/iyileştirmek/yok etmek istediğimizle ilgili olabilir.

Örneğin, yazmanın iyileştirici gücünü gerçek anlamda görebilmek için terapötik bir yazmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu da “daha derin bir yazma” anlamına geliyor. Elbette burada romantik bir edebiyat romanı yazmaya başlamanızdan bahsetmiyoruz, bu iyi bir fikir olabilir ama şimdilik değil!

Çünkü şimdi o iyileştirici etki üzerine konuşma zamanı.

Araştırmalar, olumsuz (ve travmatik) olaylar ve duygular hakkında yazan insanların bazılarında iyi bazılarında kötü etkiler gözlemlenebildiğini gösteriyor. Tabii herkes kendi yol –belki de duygu demeliyiz– haritasını izlediği için bazılarının kalemi kendine zamanla daha şefkat gösterirken bazılarının kalemi ise adeta kendi üstlerini çizer hâle gelmiş.

Bu sebeple “yazmanın iyileştirici etkisi”, travmatik olayları sürekli ve sert şekilde irdeleyenlerde değil; bir şeyleri anlamlandırmaya çalışarak “farkına varmak”, “anlamak” ve “çünkü” kelimelerini kendiliğinden bir şekilde sık kullanmaya başlayanlarda gözlemleniyor. Bu kelimelerin kendi başlarına bile bir şeyleri açıklayan, anlayan ve kabul eden bir tarafı var.

Nasıl Yazmalıyız?

Bize göre her şeyin düzenlisi makbul! Bir düzen dahilinde yazdığınızda duygularınızı gözlemlemek ve yazıda bahsettiklerinizin devam edilebilirliğini sağlamak çok daha kolay olacaktır. Düzenli yazmanız durumunda yazma eyleminin size iyi gelip gelmediğine dair en doğru kararı da verebilirsiniz.

Neyi nasıl yazmak istediğiniz ise size kalmış. Bazen birileriyle “sohbet” ederken kendi düşüncelerinizi paylaşmaya sıra bulamıyor olabilirsiniz, bazense sıra o kadar sizdedir ki tek taraflı bir sohbeti yürütürken tüm anlattıklarınız havada kalır, ölüm sessizliği içinde “Neden bu kadar konuştum ki?” diye kendinize kızarsınız. Hatta kendi başınıza bir şeyleri düşünürken bile anksiyeteniz lafınızı bölebilir. (Ne yazık ki…)

Ama bomboş bir kağıtta sizin ifade etmek istediğiniz her şeye yer var. Üstelik yargısız, etkili ve havada kalmayacak bir şekilde.

Geçmişle, şu anla ve gelecekle ilgili her şeyi yazabilirsiniz. Bu durum geçmişle ilgili ummadığınız şeyleri keşfetmenize bile yardımcı olabilir, aynı zamanda gelecekle ilgili daha umutlu olmanıza vesile olabilir.

Geçmişle ilgili olumsuz duygularınızı tekrar yazıya dökmenizin size iyi gelmeyeceğini düşünüyorsanız günlük tutabilirsiniz. Bu daha şimdinin içinde ve biraz da daha kolay bir hareket. Günlük yazmanın sağladığı pek çok güzel etkiyi de mutlaka birçok yerde duymuşsunuzdur.

Günlüklerin yanı sıra mektuplar da olanı daha iyiye götürmeye yardımcı olan bir yazı alanı diyebiliriz. Duygularını bir tartışma içinde veya karşılıklı olarak ifade etmekte zorlanan insanların bu duyguları mektup yazarak (ya da mektup yazar gibi kaleme aldığında) daha kolay ifade ettiği söyleniyor. Bunu yine kendi başına yazarken yargılanmayacağınızı bilmek, yazarken daha sakin bir yapıya bürünmek gibi pek çok etkenle açıklayabiliriz.

Göz At
yeni yıl

Peki Yazmanın İyileştirici Gücü Sadece Duygularımızda Mı?

Hayır!

Üç yıl önce Journal of the American Medical Association’da (Amerikan Tabipler Birliği Dergisi) yazı yazmanın fiziksel etkileri üzerine bir araştırma yayınlanmış. Çalışmada 107 astım ve iltihaplı romatizma hastası, belirli bir süre boyunca günde 20 dakika yazı yazmışlar. Bunlardan bir kısmı hayatlarının en stresli olayını kağıda dökmüşler.

Araştırma sonunda ise hastaların klinik değerlendirmelerinde gelişmeler gözlemlenmiş. Stres hakkında yazanlar daha fazla iyileşme göstermiş veya daha az kötüleşmiş. Böylece yazma eyleminin sağladığı önemli etkiler somut bir şekilde ortaya çıkmış.

Yazmak, hastaların iyileşmesine yardımcı oldu ve aynı zamanda daha kötüye gitmelerini engelledi.

Joshua M. Smyth, Tıp Profesörü

Yazı yazmanın sağlık üzerindeki iyileştirici etkisini gözlemlemek amacıyla yapılan başka bir çalışmada da 37 HIV/AIDS hastasından 30 dakikalık dört seansta olumsuz yaşam tecrübeleri veya günlük konular hakkında yazmaları istenmiş. Araştırmacılardan Pennebaker, yazma sayesinde HIV ile ilgili kaygının serbest bırakıldığı ve bu sayede hastaların stres seviyelerinin azaldığını vurgulamış.

Yazarak bu endişeli duygulara bir yapı ve düzen katarsınız. Yazmak, endişeli duyguların üstesinden gelmenize yardımcı olur.

James W. Pennebaker, Sosyal Psikolog ve Psikoloji Profesörü

Pennebaker tarafından yapılan bir diğer araştırma ise olumsuz ve travmatik duyguları bastırmanın bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini ve yazarak duygularını ifade eden kişilerin doktora daha az gittiğini ortaya koymuş!

Peki şimdi siz yazmanın iyileştirici gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön