Okuduğum
5 Adımda Sürdürülebilir Bahçe

5 Adımda Sürdürülebilir Bahçe

sürdürülebilir bahçe

Havaların ısınması ve etkilerini sürdüren pandemi ile hepimiz yazlık evlere akın etmeye başladık, doğayla daha fazla iç içe olma, bahçeyle uğraşma sezonu da açıldı diyebiliriz. İşte bu yüzden Solh Living ekibi olarak “Sürdürülebilir bahçe nedir ve nasıl olur?” sorularını sormanın tam zamanı olduğuna karar verdik.

Peki sürdürülebilir bahçe nasıl olur?

İnsan etkisini minimuma indirerek doğanın düzenini bozmadan bir bahçe yaratmak diyebiliriz. Burada amaç sürdürülebilir bahçecilik teknikleriyle doğaya karşı değil onunla birlikte hareket etmek. Doğal dengeyi devam ettirebilmek.,

Çim Alan

Bahçelerde görmeye alışık olduğumuz, hatta bahçe diye kabul ettiğimiz profilin ya tamamının çim alandan oluşması ya da en azından belli bölümlerinin çimenle kaplı olması çok ilginç değil mi?

Aslında doğal ekosisteme oldukça ters olan ve doğanın zararına işleyen bu algıyı acaba ne zaman bu kadar benimser olduk?

Tarihe bakacak olursak aslında bu kusursuz olması için oldukça emek verilen çim alanlara sahip bahçelerin 17. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıktığın görüyoruz. Çimle kaplı bu alanlar o zamanlar statüyü ve finansal gücü sembolize ediyormuş.

Peki neden?

Çünkü parası ve zamanı olmayan halkın bahçesinde sadece çimen yetiştirme gibi bir lüksü yoktu. İnsanlar o alanları meyve-sebze gibi kendilerine yararı dokunacak bitkileri yetiştirmek için kullanıyorlardı. Buna ek olarak çim biçmeye vakitleri yoktu haliyle.

Gelelim bu uygulamanın doğaya neden ters olduğuna. Bahçenizin büyük bir kısmının sadece çimenlik alanla kaplı olması bitki çeşitliliğini düşürdüğü gibi doğal ekosistemi de oldukça yıpratan bir şey.

Sürdürülebilir bahçe yaratmak istiyorsak bu tek tip mükemmeliyetçi anlayışı terk etmeliyiz. Doğa dendiğinde karmakarışık, çeşit çeşit canlılar barındıran ve kendi içinde eşsiz bir düzeni olan bir yer hayal ederiz. Kısacası doğada tek tipçiliğe yer yoktur! Dolayısıyla onu kendi estetik algılarımızla sınırlandırmak hiç doğru değil. Onun zaten kendine ait kuralları var.

Bu durum ortaya the no-mow movement yani “çim biçmeme hareketi” gibi doğa dostu oluşumları çıkarmaya başladı. Gelin bu hareketin altında ne yatıyor bir bakalım. Insanlar neden böyle bir seçime doğru gitmiş olabilir? Öncelikle işin çevre kirliliği boyutunu ele alalım. 1 saat boyunca çim biçmenin atmosfere saldığı karbonun 160 km yol yapan bir araba ile eş değer olduğunu biliyor muydunuz?

Université du Québec à Trois-Rivières’sinde yapılan bir araştırma bahçelerimizdeki çimleri biçmeyi azaltmanın o alandaki biyoçeşitliliği arttırdığını ortaya koymuş. Bununla beraber çimlerin biçilmemesinin özellikle polen taşıyıcılar olmak üzere ekosistemlerin canlılığı için önem taşıyan diğer canlılar için bir yaşam alanının oluşmasını sağladığını göstermi.

Ekolojik sebeplerin dışında bir de bu olayın ekonomik ayağına bakacak olursak bahçemizi biçmemek bu iş için harcadığımız emek, zaman, yakıt ve fazla masraflardan kurtulmamıza yardımcı olacak!

Sürdürülebilir Bahçe ve İlaçlama

Sentetik gübre veya ilaç kullanmayı bırakalım!

Bu tarz ürünler bahçemizdeki zararlı canlıları yok ederken ekosistemlerin canlığı için önem taşıyan diğer canlıları da olumsuz etkiler. Bahçenize bakarken birincil amacınız bahçenizdeki doğal dengeyi bozmamak olsun. Doğal denge oturduktan sonra zaten siz müdahale etmeden de bazı bitkilerdeki zararlılar bahçenize yerleşen diğer canlılar tarafından yok edilecektir. Kısacası canlılar dünyasının aslında bizim sandığımız kadar bize ihtiyaçları yok. Gerçekten müdahale etmemize ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz zamanlarda ise daha doğal yollara başvurmaya özen gösterirsek doğa için harika bir adım atmış oluruz.

Örneğin bahçemizdeki yabani otlar için malçlama tekniğini kullanabiliriz. Malçlama tekniğini uygularken kuru yaprak, saman, çimen vb. organik materyalleri bitkilerin kökleri etrafında toprak yüzeyini örtecek şekilde yerleştirmemiz gerekiyor. Bir bariyer görevi gören bu sistem toprağı fazla güneş, rüzgar ve diğer dış etkenlerden gelebilecek zararlı etkenlere karşı koruyor. Yabani ve zararlı otların büyümesi için ise gerekli olan ortamın sağlanmasına engel oluyor. Bunlara ek olarak toprağın daha uzun süre nemli kalmasını sağlayarak sulama ihtiyacını azaltmış oluyor.

Kompost

Sürdürülebilir bir bahçe için en güzel adımlardan biri olan kompost hem yiyecek atıklarımızdan kurtulmamıza hem de onları faydalı bir şekilde değerlendirmemize yardımcı oluyor. Böylelikle bahçeniz için gübre elde edecek ve yapay gübrelere olan ihtiyacı ortadan kaldırmış olacaksınız. Toprak daha verimli ve mineral açısından daha zengin bir hale gelirken atıksız yaşama bir adım daha yaklaşacaksınız.

Bahçelerimize su kaynaklarını koruyacak şekilde tasarlamamız mümkün.
Su Kaynakları

Dünyada artan su sıkıntısı, özellikle Türkiye ‘de yaşanan kuraklık ve anormal hava olayları hepimizi ister istemez su kaynaklarını düşünmeye itiyor. Bunun için kullanılabilecek çözümlerden biri yağmur varilleri. Yağmurlu günlerde bu varillerde toplanan su damlaya damlaya göl olacak ve bitkilerinizin sulama zamanı geldiğinde rahatlıkla kullanabileceksiniz. BBC’nin yayınladığı verilere göre bir ev yağmur varili kullanarak yılda ortalama 24.000 litre su tasarrufu yapabiliyor.

Yağmur varillerini bulmak çok kolay ama kendiniz yapmak isterseniz biraz uğraşla o da pekala mümkün.

Göz At
bitki

Pollinatör Dostu Bitkiler

Pollinatör canlılar, çiçeklerin dişi ve erkek kısımları arasındaki polen transferini gerçekleştirerek bitkilerin üremelerini sağlıyor. Böylece bitkiler yeni tohumlar, meyveler, çiçekler oluşturabilecek hale geliyorlar. Arılar, kelebekler, kuşlar ve bazı küçük memeliler pollinatör canlılar arasında. EU Pollinators Initiative’in 2018’de yayımladığı rapora göre yalnızca Avrupa’da mahsül türlerinin ortalama %84’ü ve yaban çiçeklerinin %78’i hayvansal polinasyona bağlı olarak neslini devam ettiriyor.

Pollinatör canlılar ile ilgili bilgi toplarken aklıma hemen hemen hepimizin bileceği “kelebek etkisi” fikri geldi. Bu teorinin ana fikri bir kelebeğin bir kanat çırpışının dünyanın başka bir ucunda bir fırtınaya sebep olabileceğiydi. Canlılar dünyası bu teorinin altında yatan düşünce yapısını daha iyi anlamamı sağladı.

Ya bir gün o çok sevdiğiniz elma ağacı bize elma vermezse? 

Çiçekler açmayı bırakırsa?

Bu veriler aslında pollinatör canlıların farkına varmasak da Dünya’da ne kadar önemli bir yere sahip olduklarını ortaya koyuyor. Son yıllarda pollinatör türlerinin nüfusunda görülen hızlı düşüşün tek bir sebebi olmasa da bir ana kökeni var o da ne yazık ki biz insanlarız. Onların habitatlarını yok ettiğimizi ve bu koca dünyada onlara yer bırakmamış olduğumuzu düşünmek üzücü de olsa ufak adımlarla etrafımızdaki doğal dengeyi tekrar canlandırabilme düşüncesi bize umut veriyor.

Bunun bir yolu da  pollinatör dostu yerel bitkiler seçerek doğal döngüye destek olacak bahçeler yaratmak. Bitkiler oldukları bölgenin iklimine daha kolay adapte olacağı için bakımları kolaylaşacak ve daha az sulanmaya ihtiyaçları olacak. Aynı zamanda lokal canlılar da bahçenizin bitki örtüsüne daha kolay alışacaklar.

Kendi Bostanınızı Oluşturun

Bahçenizin bir bölümünde kendi sebze ve meyvelerinizi yetiştirmeye ne dersiniz?

Yaşadığınız bölgedeki iklime ve zamana göre tohum seçerek dikim yapıp meyve ve sebzelerinizi elde etme sürecine hızla adım atabilirsiniz. Bostanınızın etrafına pollinatör bitkiler ekleyerek ortamdaki canlılığı da arttırmanın mümkün olacağını unutmayın.

Kısaca sürdürülebilir bir bahçe oluşturmak için alışık olduğumuz bahçe anlayışını bir yana atalım ve bahçemizi yönetmeye çalışmak yerine onun bir parçası olmaya alışalım!

Yorumlar (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön