Okuduğum
Oje Kullanımı Sürdürülebilir Mi?

Oje Kullanımı Sürdürülebilir Mi?

Oje kullanımı sürdürülebilir mi?

Bir dünya hayal edelim; ayak parmaklarımızın üzerinde tırnak adını verdiğimiz keratin plaklarını farklı renklere boyamadan da açık ayakkabı giyebiliyormuşuz, tırnaklarımız pembe ve sağlıklıymış, denize girdiğimizde serin suyla güneşe çıktığımızda ise güneş ışınları ile temas ediyorlarmış…

Bunu düşünmek o kadar da tuhaf değil, değil mi?

Makyaj gibi kişisel ifadenin bir yolu sayılan oje bazı durumlarda özellikle kadınların sırtına yüklenen bir sorumluluk halini alıyor. “Açık ayakkabı giyemem tırnaklarım çok kötü!”, “Tatile çıkmadan önce mutlaka pediküre gitmeliyim!”, “Ojemi kendim sürdüm, yine becerememişim…” cümleleri size tanıdık geliyorsa muhtemelen sizler de bu olgudan muzdaripsiniz!

Oysa ki kadın tırnakları da aynı erkek tırnakları gibi hava almayı, bazen iyi bazen kötü gözükmeyi, uzamayı, kırılmayı hak ediyor. Heteroseksüel bir erkeğin oje sürmesi tamamen keyfi bir ifade aracı olarak değerlendirilirken kadınlar ojesiz pazar kahvaltısına gitmeyi bile düşünemez hale gelebiliyorlar. (bkz. Makyajsız Hayata Merhaba)

Üstelik bu alışkanlık hem bizim, hem dünyanın, hem de öğle aramızda 15 dakika uğrayıp çıktığımız tırnak salonlarında çalışan bireylerin sağlığını tehdit ediyor olabilir. Gelin parmak uçlarımızdaki keratin plaklara sürdüğümüz toksik bir sıvı olan ojenin sürdürülebilirlik karnesine beraberce göz atalım!

Tırnak salonlarında kullanılan ojelerin içeriklerindeki kimyasallar çalışan sağlığını tehdit ediyor.
Manikür ve pedikür keyfiniz tırnak salonlarında çalışan bireylerin sağlığını tehdit ediyor olabilir!
Tırnak Salonları Mı Zehir Odaları Mı?

ABD Çalışma Birimi’nin (US Department of Labor) iş güvenliği platformunda tırnak salonlarında çalışanlara dair şu uyarıya yer verilmiş “Amerika Birleşik Devletleri’nin farklı bölgelerinde tırnak bakım salonlarında çalışan bireyler işe gittikleri her gün sağlıklarını tehdit eden durumlarla karşı karşıya gelmektedirler. Çalışanlar yapıştırıcı madde, oje, parlatıcı, temizleyici ve benzeri malzemelerin içeriklerindeki kimyasallarla (tolüen, formaldehit ve ftalat gibi) temas ederek astım ve benzeri solunum yolu rahatsızlıkları, deri hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları, üreme sorunları ve kanser gibi olumsuz sonuçlar doğuracak etkilere sebep olabilirler. Bunların yanı sıra salon çalışanları tekrar eden hareketler ve tuhaf oturma biçimleri nedeniyle kas incinmeleri yaşayabilir; müşterilerin deri, tırnak veya kanlarından geçen bulaşıcı hastalık ve enfeksiyonlarla karşılaşabilirler.” Asyalı bireylerin sıklıkla tırnak bakım salonlarında çalıştığı Avrupa ve ABD’de bu bağlamda ırksal adalete yönelik çalışmalarda yapılmakta.

Önümüzdeki yaz bu durumdan haberdar olmamıza rağmen tırnak salonlarına gitmeyi sürdürerek çalıştıkları alanın sağlık sorunları doğurabileceğinden habersizce işlerini yapan insanların kucağına ayaklarımızı uzatmakta oldukça zorlanacağız gibi duruyor.

Oje şişeleri tatlı isimlerin ve göz alıcı renklerin ardına saklanan tehlikeli kimyasallarla dolu!
Ojeler Cam Şişelere Doldurulmuş Kimyasallar Mı?

İlk defa satın aldığınız ve heyecanla denemek istediğiniz bir oje şişesini açtığınızda etrafa yayılan keskin kokuyu hayal edin, sizce bu koku sağlıklı ve güzel şeylerin habercisi olabilir mi?

Bizce hayır.

Tırnaklarınızın kıpkırmızı ve parlak olmasını sağlamak adına ojelerin içeriklerine katılan kimyasallar salon çalışanların sağlıklarını tehdit ettiği gibi sizin de sağlığınızı tehdit ediyor. Araştırmalar parlak renklerin ve tatlı isimlerin ardına saklanan kimyasalların tırnağınızla ve tırnak yatağıyla temasa geçerek sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceğine işaret ediyor. Duke Üniversitesinin yaptığı bir araştırmaya göre bu kimyasalların başında potansiyel bir endokrin bozucu olan trifenil fosfat geliyor. Araştırmaya katılan kadınların tırnaklarına oje sürüldükten 10 ila 14 saat sonra yapılan testlerde kanlarında trifenil fosfat olduğu görülmüş. Plastik mobilya üretiminde kullanılan bu madde ojenin kırılmasını ve dökülmesini engelliyor, insanların üreme sistemleri ve gelişme süreçleri üzerinde ise olumsuz etkileri olduğu gözlemlenmiş.

İşin üzücü tarafı şu ki “güvenilir” veya “kaliteli” sıfatlarını yakıştırdığımız OPI ve Sally Hansen gibi dünyaca ünlü oje üreticileri bile bu maddeye ürünlerinin içerikler kısmında yer veriyor. Kozmetik alanında kullanılan maddelerin yeterli regülasyona sahip olmadığı küresel dünyamızda kendimizi, çevremizdekileri ve dünyamızı korumak için bu ürünlerin içerikleri ile ilgili bilgi sahibi olmaya çalışmamız neredeyse zorunluluk.

Zaman zaman çocuklarımızın tırnaklarına sürmelerine izin verdiğimiz, kendimizi kötü hissettiğimiz günlerde manikür yaptırarak moral yükseltici olarak kullandığımız ojelerin içeriğinde yer alan tolüen, formaldehit ve ftalata güzellik endüstrisinde “toksik trio” adı deniyormuş.

Ftalat hormonal düzeydeki olumsuz etkileri nedeniyle AB tarafından kozmetik ve oyuncak sanayisinde kullanımı yasaklanmış bir kimyasal, tolüen ise ojenin içeriğindeki pigmentlerin ayrışmasını engelleyen bir madde olmanın yanı sıra benzin istasyonlarındaki yakıtların içine karıştırılıyor, son olarak formaldehit bildiğiniz gibi taksidermistler tarafından ölü hayvan bedenlerini saklamak için kullanılan bir madde ojelerde ise bir sertleştirme ajanı görevi görüyor.

Sizce öğle arası manikür seansları hala moral arttırmanın keyifli bir yolu mu?

Göz At

Tutkunuz olan renkli tırnaklar size zarar veriyor olabilir mi?
Oje kullanımı sağlığımız tehdit ettiği gibi dünyanın canlılığını da tehdit ediyor!
Oje Kullanımının Dünya’ya Etkileri

Oje kullanımı ve üretiminin dünya üzerinde hem çevresel hem de etik anlamda oldukça olumsuz etkileri var.

Batılı ülkelerde ojenin içeriğindeki kimyasal nedeniyle hiçbir şekilde evsel atıklarla beraber çöpe atılmaması öneriliyor. Aslına bakarsanız birçok büyük şehirde ojeler tarım ilaçları, ev boyaları, otomobil aküleri ile aynı klasmanda değerlendirilerek “Tehlikeli Madde” olarak adlandırılıyor. Yani favori bordo ojeniz doğayla buluştuğunda toprağa bu atıklar kadar çok toksik madde geçirme potansiyeline sahip!

Ojelerin içeriğindeki mika tozu ise kozmetik dünyasında oldukça tartışmalı bir ham madde. Ojelere parlak yüzeylerini vermek için kullanılan bu toz dünyanın fakir coğrafyalarında kötü koşullarda çalışmak zorunda kalan kadın ve çocuklar tarafından çıkarılıyor. Üstelik mika tozu çıkarmak için yürütülen madencilik faaliyetleri çevredeki kaynak sularını kontamine ederek yerel halka ve vahşi yaşama zarar veriyor…

Şimdi hikayemizin en başına dönelim; tırnak salonunda manikür veya pedikür yaptıktan sonra size yüzünde üzgün bir ifadeyle “Bence bir süre oje sürmeyelim.” diyen çalışanı hatırlıyor musunuz? Peki bu cümleyi kurmaya onu iten şey sizce nedir? Bizce sürekli tırnaklarınıza sürdüğünüz ojenin onlara verdiği gözle görülür zarar… Peki vücudunuzdan çıkan keratin plaklara bu şekilde zarar veren bir maddenin vücudumuzun başka yerlerine, dünyaya ve onu süren çalışanlara zarar vermemesi sizce mümkün mü?

Bizce değil.

Gelin bu yaz ojesiz gezme, el ve ayak parmaklarınızı su ve güneşler buluşturma, ojem bozuldu diye tırnaklarımızı gizlememe, tatil ortası bozulan jel ojeyi yolmak zorunda kalmama yazı olsun! Gelin burnumuza aseton kokusu yerine deniz, orman, göl, ırmak, dağ, yayla havasını çekelim…

Yorumlar (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön