Okuduğum
Yine mi Friends?

Yine mi Friends?

Dizileri tekrar tekrar izlememizin nedeni ne?

Evde zaman geçirmek zorunda olduğunuz soğuk ve gri hafta sonlarını favori televizyon dizilerinizin en sevdiğiniz bölümlerini tekrar tekrar izleyerek geçiriyorsunuz, ve bu yüzden bir sorununuz olduğundan şüphelenmeye mi başladınız? Üstelik ev halkı da artık bilgisayar ekranınızda Rachel Greene‘i görmekten oldukça sıkılmışa benziyor…

Merak etmeyin bu davranışınız son derece normal, hatta neden bazı durumlarda çoktan defalarca izlemiş olduğumuz televizyon dizilerini -veya filmleri- tekrar izlediğimizin bilimsel bir açıklaması bile var.

Eğer siz de Friends dizisinin beşinci sezonun tekrar tekrar izleyip, The Office’i açtığınızda kendinizi en yakın arkadaşlarınızın arasındaymış gibi hissediyor ve How I Met Your Mother’da hayatları anlatılan dört sıkı dosttan oluşan arkadaş grubuna iyi bir yeni üye olabileceğinize inanıyorsanız neden böyle hissettiğinizi öğrenmek için yazımızın devamını okuyabilirsiniz!

Dizileri tekrar tekrar izlememizin nedeni ne?
Sex and the City dizisini izleyerek Instagram’da bol bol beğeni toplamak için giyinmediğimiz daha basit günlere dönmek çok kolay.
Nostalji duygusunun vücudumuz üzerindeki rahatlatıcı etkisi

Keşke günümüzün belirsiz, hızlı, gürültülü dünyasından; sosyal medyadan; Whatsapp mesajlarından (Telegram’cılar kızmasın, Telegram mesajları da olabilir); uygulama bildirimlerinden ve sokağa çıkmak için tıbbi maskeler takmak zorunda olduğumuz gerçeğinden kaçmak için bir televizyon kumandasının tuşuna basmak yeterli olsaydı…

Ama bu zaten yeterli!

Çocukluğumuzda veya gençliğimizde izlediğimiz dizi veya filmleri tekrar tekrar izlemek istememizin nedeni çoğunlukla bize nostaljik ve daha basit zamanlara ait duyguları tekrar yaşatıyor olmaları. Friends izleyerek insanların birbirlerinin hayatlarından haberdar olmak için birlikte kahve içmek zorunda oldukları bir zamana, Sex and the City izleyerek Carrie’nin sadece kendisi için güzel giyindiği günlere ve The Office izleyerek profesyonel iletişimin faks üzerinden gerçekleştiği bir döneme ışınlanabiliyoruz…

Tüm bunlar bize hayatımızda o dönemle ilişkilendirdiğimiz güzel anıları ve duyguları hatırlatarak kendimizi güvende ve iyi hissetmemize neden oluyor. 2012 yılında yürütülen bir araştırma nostalji adını verdiğimiz bu duygunun insan vücudu üzerinde rahatlatıcı ve yatıştırıcı bir etkisi olduğunu ortaya çıkarmış.

Yani yağmurlu ve gri bir günde Chandler, Joey ve Ross’un Central Perk’de oturup dergi karıştırmasını izlerken kendinizi iyi hissetmenizin nedeni pozitif sosyal bir duygu olan nostaljinin vücudunuz üzerindeki olumlu etkisi.

Friends ve The Office gibi tanıdık hikayeleri tekrar tekrar izlemek hayatımız üzerindeki kontrol duygumuzu güçlendiriyor.
The Office dizisini izlerken Dunder Mifflin Scranton ofisinin patronu Micheal Scott‘un sonunda daimi mutluluğu bulacağını bilmek belirsizliklerle dolu dünyamızda zihnimize ilkel bir kontrol algısı yaratıyor olabilir.
Hikayenin sonunu bilmenin getirdiği rahatlık|Spoiler içerebilir (eğer son 20 yılı ıssız bir adada geçirdiyseniz)

Evet evet hepimiz biliyoruz; Carrie ve Big evlenecek, Ted en sonunda büyük aşkı Robin ile birlikte olacak, Ross ve Rachel geç de olsa bir araya gelecek, Micheal Scott aradığı sevgiyi Holly’de bulacak, Voldemort yenilecek, Snape dünyanın en muhteşem insanı, Frodo yüzüğü yok edecek, Bridget Jones Mr. Darcy’ye kayıp balık Nemo ise babasına kavuşacak…

Peki tüm bunları bilmemize rağmen neden kendimizi evde yalnız kaldığımız bir cuma akşamı Bridget Jones’un Günlüğü’nü izlerken; tembel bir Pazar sabahı Harry Potter serisinden bir kitabı 15’inci kez okumaya başlarken veya küçük yeğenimize her fırsatta Kayıp Balık Nemo’yu izletmeye çalışırken buluyoruz?

Uzmanlar bu davranışın temel nedeninin insan zihninin belirsizlikten hoşlanmaması olduğunu söylüyorlar. Günümüzün sonsuz belirsizliklerle dolu ortamında sonunu bildiğimiz bir filmi izlemek, aşk acısı çeken bir dizi karakterinin sonunda mutlu olacağını bilerek aynı diziyi defalarca izlemek hoşumuza giden içeriğin heyecanını bize yaşatırken daha önce izlemediğimiz bir filmi veya okumadığımız bir kitabı okurken zihnimizde oluşan belirsizliğin getirdiği kaygı ve endişe gibi duyguları yaşamamızın önüne geçiyor.

Sevdiğimiz karakterlerin maceralarını sonunda güvende, mutlu, başarılı, sağlıklı olacaklarını bilerek rahatlıkla izliyoruz; bu durum bizlere kendi hayatlarımızın gittiği yönde mutlu, sağlıklı ve huzurlu olacağımızı hatırlatıyor.

Psikolog Pamela Rutledge izlediğimiz bir film veya diziyi tekrar izlemenin kaotik dünyamızda duygularımız kontrol etmenin kolay bir yolu olduğunu şu sözlerle özetlemiş: “Kaygı seviyelerimiz yüksek olduğunda bu davranış neredeyse terapötik olabiliyor. Aynı içeriği tekrar tekrar izlemek zihnimize dünya üzerinde bir düzen olduğu fikrini aşılayarak ilkel düzeyde bir rahatlama hissi doğuruyor.”

Kaygı seviyelerimiz yüksek olduğunda bu davranış neredeyse terapötik olabiliyor. Aynı içeriği tekrar tekrar izlemek zihnimize dünya üzerinde bir düzen olduğu fikrini aşılayarak ilkel düzeyde bir rahatlama hissi doğuruyor.

Göz At
Hava kirliliği depresyon riskini arttıryor.

Psikolog Pamela Rutledge
Maruz Kalma Etkisi

İngilizcede mere-exposure effect tanımıyla adlandırılan bir durum olan maruz kalma etkisi insan zihninin bir duruma veya şeye ne kadar çok maruz kalırsa onu o kadar çok seveceği teorisine dayanır. Araştırmalar daha sık dinlediğimiz şarkıları daha çok sevdiğimizi ve bu yüzden de bu şarkıların aylarca ve hatta yıllarca dinleme listelerimizin başında yer aldığına işaret ediyor.

Sürekli izlediğimiz dizi ve filmler için de maruz kalma etkisinden bahsetmek mümkün. İçeriklere tekrar eden bir şekilde maruz kaldığımızda zihnimiz onları daha çok sevmeye başlıyor ve diğer seçeneklerle kıyaslandıklarında seçimini hep onlardan yana kullanıyor.

Zihinsel enerji depolama

Amerika Birleşik Devletleri’nde yer alan Buffalo Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre daha önce izlediğimiz ve aşina olduğumuz dizi veya filmleri izlemek zihinsel enerji depolarımızı doldurarak bizi gerçek hayattaki görevlerimizi doğru bir şekilde yerine getirmek üzere hazırlıyor.

Araştırma görevlisi Dr. Jaye Derrick, daha önce izlediğimiz dizi veya filmleri izlerken zihnimizin bir şeyleri düşünmek, kontrol etmek veya çözümlemek için hiçbir çaba sarf etmediğini ancak yapılan aktiviteden keyif aldığını belirtiyor. Derrick’in gözlemlerine göre bu durum bizleri yapacağımız bir sonraki aktivite veya göreve hazırlayarak irademizi güçlendiriyor.

Kısacası eğer bu hafta sonu kendinizi How I Met Your Mother dizisinde Ted’in Robin için mavi bir korno çaldığı bölümü izlerken bulursanız kötü hissetmeyin.

Her ne kadar anda kalmaya ve yaşantımızı olduğu gibi kabul etmeye çalışsak da içinden geçtiğimiz belirsiz süreçte nostaljik duyguların, tanıdık karakterlerin ve sonunu bildiğiniz heyecan dolu hikayelerin size vereceği sıcaklığa ihtiyacınız olabilir!

Yorumlar (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön