Okuduğum
Doomscrolling | Felaket Takibi

Doomscrolling | Felaket Takibi

Doomscrolling

Covid-19 salgının başlamasıyla sosyal medya feed’lerimiz olumsuz haberlerle dolup taştı. 

Günlük hastane doluluk oranlarını, vaka sayılarını ve uygulanan aşı miktarını takip etmek bir rutin haline geldi; tüm bunların üstüne iklim krizi kaynaklı felaketler de eklenince bu haberlerin ruh halimiz üzerindeki etkisi kontrol edilemez boyutlara ulaştı…

Tüm bunlar olurken normal yaşantımıza ne zaman döneceğimiz sorusuna cevap verebilecek kimsenin olmadığını fark etmek psikolojik anlamda yorulmamıza neden oldu ve bu süreçte çareyi internette karşılaştığımız bir felaket haberinden diğerine atlamakta bulduk!

İşte doomscrolling yani “felaket takibi” dediğimiz alışkanlık da tam bu dönemde hayatımıza gizlice sızı verdi…

Sosyal medya Covid-19 vaka sayıları, doğal felaketler, ekonomik zorluklar, kadın cinayetleri ve daha birçok olumsuz haberin konuşulduğu bir yere dönüştü.

Biz de kendimizi kötü hissettirmesine rağmen saatlerimizi ve hatta günlerimizi bir kötü haberden diğerine atlayarak geçirmeye başladık…

İnsanların sosyal medyada karşılaştıkları olumsuz olayları peş peşe okuma alışkanlığı geliştirmelerine “doomscrolling” deniyor. Fotoğraf | Hannah La Follette Ryan for Subway Hands via Instagram
Peki Doomscrolling Tam Olarak Nedir?

Psikoterapist Tess Brigham’ın yaptığı açıklamaya göre  doomscrolling -felaket takibi- insanların düşünmeden medya platformları aracılığıyla üst üste olumsuz olayları okuması anlamına geliyor.

Doomscrolling, korktuğumuzda oluşan dürtüsel olarak cevap alma gereksinimini tanımlıyor.

Pamela Rutledge
Bu Davranış Biçimi Bizi Nasıl Etkiliyor?

Dünya geneline baktığımızda geçtiğimiz aylardaki Covid-19 yasakları ve alınan karantina önlemleriyle beraber dijital ortamlar üstünden haber alma oranınında %35, sosyal medya üstünden haber alma oranınında ise %47‘lik ciddi bir artış olduğunu görüyoruz.

Psikoloji profesörü Bethany Teachman’a göre bilgi aramak ve bilgilenmiş olmakta hiç bir problem yok ama bireylerin kendilerini saatlerce olumsuz haber hikayeleri okumaya kaptırmaları abartılmış tehdit algıları oluşmasına neden olabiliyor. Böylelikle insanlar tehlikede hissetme ve kendilerini savunmasız görme hislerinde artış yaşayabiliyorlar.

Eğer her gün koşarsan bu senin kaslarını etkileyecektir. Eğer her gün doomscrolling yaparsan bu senin zihnini ve psikolojini etkileyecektir.

Psikolog Jane Wu

2020’de Almanya’da yürütülen bir araştırmada medya kullanım sıklığı, süresi ve çeşitliliğinin kişi üzerindeki psikolojik etkisi incelenmiş. Araştırma sonuçları fazla medya kullanımının pandemi ile ilişkili anksiyeteyi ve depresif semptomları arttırdığını göstermiş.

Yaygın anksiyete bozukluğu basitçe kafanızda bir Twitter akışı kadar endişe olmasıdır.

Psikolog Jane Wu

Rusya’da yapılan geniş çaplı bir anket çalışmasına göre ise Covid-19 ile ilgili fazla medya kullanımı kişilerde anksiyete seviyelerini arttırıyor. Yani kişi küresel pandemi ile alakalı ne kadar çok içerik okursa anksiyete seviyesi o kadar artma tehlikesi gösteriyor.

Peki Neden Doomscrolling Yapıyoruz?

Bu sorunun cevabı beynimizin yapısında gizli.

Çünkü insan zihni aslında bu davranışı gerçekleştirecek şekilde evrilmiş.

Psikoterapist Ruairí Stewart’ın dediğine göre doomscrolling yapmamızın ana sebebi hayatta kalma içgüdülerimiz!

Beynimiz evrimsel olarak hayatta kalmak için programlanmış ve bu yüzden hayati tehlikesi olabileceğini düşündüğü olası tehditlere karşı çok dikkatli. Sosyal medya kullanımının doğurduğu sıkıntı işte tam da bu; zihnimiz okuduğumuz tüm olumsuz haberleri yaşamımıza birer tehdit olarak algılıyor. Bu yüzden de bu davranışta bulunurken hiç zorluk çekmiyoruz; zihnimiz her tehlikenin farkında olmak ve bizi bu olası tehlikelerden korumak istiyor!

Göz At
Sürdürülebilir Yaşamın Mutluluğa 6 Katkısı

Beyniniz milyonlarca yıl süren bir evrim sonucu içgüdüsel olarak yaşamınızı tehdit edebilecek etmenlere dikkat edecek şekilde ayarlanmıştır. Hepimiz sürekli olarak çevremizi hem bilinçli hem de bilinçsiz olarak olası tehditlere karşı tarıyoruz. İnsanlar genelde negatif haberlere karşı dikkat kesiliyorlar çünkü evrimsel bakış açısından bunun yaşamımızı sürdürüp sürdüremeyeceğimiz üstünde bir etkisi var.

Ruairi Stewart

Stewart’a göre doomscrolling gibi davranışların bir diğer etkisi insanların kontrolde hissetme ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olması. 

Dünyanın içinden geçtiği bu olağanüstü dönemde hiçbirimiz neyin ne zaman biteceğini ve hayatımızın ne zaman normale döneceğini kestiremiyoruz.

Bu da zihnimizde kontrolsüzlük duygusu yaratıyor.

Çevremizden gelen kötü haberleri üst üste okuduğumuzda beynimiz bir şeyler öğrenerek bilgi birikimi yaptığımız ya da bir plan yaptığımız izlenimine kapılıyor. Oysa ki gerçekçi olarak düşündüğümüzde sosyal medyada okuduğumuz gönderilerin bize bu anlamda ne kadar faydası olabilir?

Jane Wu’ya göre bu işin arkasına önemli bir sebep daha yatıyor, o da bu davranışın kendimizi ödüllendiriyormuşuz gibi hissettirmesi.

Onca kötü haberin ve gönderinin arasında arada bir iyi bir haberin çıkması zihnimizde bir şey kazanmışız hissi uyandırabiliyor. Bu olgu aslında kumar oyunlarının insan zihni üzerinde oluşturduğu bağımlılık yaratan sisteme benziyor…

orman yangını
Onlarca kötü haberin arasında karşımıza çıkan bir iyi haber zihnimizde bir tür “ödül” olarak algılanabiliyor…
Bu davranış biçimini nasıl terk edebiliriz?

Dr Pamela Rutledge’e göre başlangıç olarak kendimize sormamız gereken bazı sorular var:

  • Okuduklarım konuyla ilgisi olan ve yararlı bilgiler mi?
  • Kendimi nasıl hissediyorum?
  • Hislerimle harekete geçmeden önce bilgilerin doğruluğunu kontrol ediyor muyum?
  • Doomscrolling yapmak yapmam gerek diğer şeyleri engelliyor mu?

Daha sonra doomscrolling davranışını önlem alarak terk etmek için aşağıdaki sınırlandırmaları uygulayabiliriz:

  • Sosyal medyada geçireceğimiz zamanı önceden belirleyerek bunun dışına çıkmamaya çalışabiliriz.
  • Uyumaya yakın saatlerde mümkün olduğunca sosyal medyada zaman geçirmeyelim.
  • Haber bildirimlerini kapatalım. Bu şekilde kendi isteğimizle haber kaynağına erişim sağlayabiliriz.
  • Alarm olarak telefonunuz yerine saat kullanalım. Böylece kendimize bir sınır çizmiş oluruz ve sabah ilk kalktığımızda baktığımız ilk şeyin haber kaynakları olmasını engellemiş olursunuz.
Yorumlar (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön