Okuduğum
6 Adımda Bilinçdışımızın Yeme Alışkanlıklarımıza Etkisi

6 Adımda Bilinçdışımızın Yeme Alışkanlıklarımıza Etkisi

beslenme

Hepimiz kendimize uygun beslenme düzenini bulmak için çeşitli yöntemler denemişizdir. Ketojenik beslenme, intermittent fasting ve Dukan bunlardan sadece bazıları….

Fakat yediğimiz ve içtiğimiz ürünlerin sadece listelerde yer alan besin değerlerinin yanı sıra onları tüketme şeklimizin de kilo dengemiz üzerinde belirleyici olduğunu biliyor muydunuz?

Gelin bu faktörlere bir de birlikte göz atalım!

Zihnimizin kırmızı rengi sıcaklık ve tehlike ile ilişkilendirdiğini biliyor muydunuz? Fotoğraf | Maurizi Di Lorio
Renkler

Renklerin hem yiyeceklerin tatları üstünde hem de ne kadar yiyeceğimiz üstünde etkisi olabileceğini duymuş muydunuz?

Kırmızı renk, yemekleri daha tatlı yapabilirken aynı zamanda sıcaklık ve tehlikeyle de ilişkilendiriyor. Oxford Üniversitesinde Charles Spence‘in yaptığı araştırmada katılımcılara mavi, yeşil, kırmızı ve sarı bardaklarda kahve içirilip hangi bardaktaki kahvenin daha sıcak olduğunu belirtmeleri istenmiş. Sıcaklıklar eşit olmasına rağmen çoğunluk kırmızı renkli bardağı seçmiş. Yani servis malzemelerinde kullanılan renklerin, yemeğin nasıl algılandığı üzerinde etkileri olduğunu söyleyebiliriz.

Hepimizin zihnine kodlandığı üzere doğada kırmızı renk tehlike sinyalidir! Bu tehlike sinyalini servis malzemelerinde gördüğümüzde de bilinçaltımız tetiklenip daha az yiyip ve içmemize sebep olabiliyor. Kilo vermek isteyenlerin kırmızı tabak tercih etmesi iyi bir deneme olabilir.

Tasarımın ve renklerin insanı nasıl etkileyebileceğinin başka bir güzel bir örneği de Coca Cola firmasının Noel için ürettiği özel tasarım beyaz şişeler. İçeceğin tadının aynı olmasına rağmen tüketicilerden tat değişikliği olduğuna dair şikayetler geldiği için Coca Cola kısa süre sonra ürünü piyasadan çekmek zorunda kalmış.

Sizce yiyeceklerle ilgili bakış açımızın açlık hissimiz üzerinde ne kadar etkisi var? Fotoğraf | Kelsey McClellan
Perspektif

Duygusal açlık diye bir kavram duymuşsunuzdur. Peki sizce yiyeceklere karşı olan bakış açımızın açlık hissimiz üzerinde ne kadar etkisi olabilir?

Düşüncelerimizin sübjektif olduğunu, fakat açlık ve tokluk gibi hislerimizin daha objektif olduğunu ve dış verilere dayandığını düşünürüz. Bu ikisi arasında bir ilişki olabileceği pek akla gelmez.

Yale Üniversitesinde, vücuttaki enerji düşüklüğünü veya midenin besin ihtiyacını uyaran ghrelin hormon seviyesinin -diğer adıyla açlık hormonunun- zihnin o anki psikolojik durumundan etkilenip etkilenmediğini ölçmek için bir araştırma yürütülmüş. Araştırmada 53 katılımcıya aslında içerik olarak aynı olan fakat katılımcılara farklı olduğu söylenen iki bardak milkshake tanıtılıp, birinin düşük kalorili az yağlı diğerinin ise yüksek kalorili ve tam yağlı olduğu bilgisi verilmiş. Katılımcılar iki milkshake‘yi de bir hafta zaman aralığında içmiş.

Milkshake’ler içildikten yarım saat sonra katılımcıların ghrelin hormon seviyeleri ölçülmüş ve daha sonra karşılaştırıldığında “yüksek kalorili” etiketli olanın  “düşük kalorili” etiketli olana göre ghrelin hormonunu üç kat daha fazla düşürdüğü gözlenmiş. 

İki içeceğin aynı içeriğe sahip olmasına rağmen, üretilen hormon seviyeleri arasında böyle bir fark olması düşüncelerimizin bedenimiz üzerindeki etkisine işaret ediyor. Bu araştırmada dikkate değer ikinci nokta ise katılımcıların “yüksek kalorili” olarak etiketlenmiş içeceği içtikten sonra “düşük kalorili” olana kıyasla metabolizmalarının daha aktif bir şekilde çalışması.

Yani bu araştırmaya göre, beyninize oyun oynayarak onu yüksek kalorili bir şeyler yediğinize ikna ederseniz gerçekten de metabolizmanız daha hızlı çalışmaya başlayacaktır!

Ghrelin hormonun işleyişi bedensel algıların dışında bizim kendi perspektiflerimize, düşüncelerimize ve en önemlisi beklentilerimize bağlı bir süreç. Bunu iyiye kullanmak bizim elimizde olduğu gibi kötüye de kullanılabilir. Belki bunu “düşük kalorili” diye etiketlenmiş ürünler alırken tekrar düşünebilirsiniz.

Beslenme
Ne kadar çok kişiyle masaya oturursak o kadar çok yemek yeriz! Fotoğraf | Ashley Marti
Sosyal Ortam

Ne kadar çok kişiyle beraber masaya oturursak o kadar çok yemek yeriz. Peki neden?

Masa kalabalıklaştıkça ortamda bulunma süremiz artıyor ve bununla paralel olarak da sofradaki yemeklerle temas süremiz uzamış oluyor.

Yapılan bir araştırmaya göre tek başımıza yediğimiz yemeklerle karşılaştırıldığında +1 kişiyle yenilen yemekler %33 oranında artarken +3 kişiyle %58, +5 kişiyle ise %70 daha fazla yeniyor.

Mesafe

Ne yazık ki gözden uzak olan gönülden de ırak olur.

Göz At
kolajen

Ofis çalışanlarının iki gruba ayrıldığı bir deneyde, birinci grubun masasına, ikinci grubun ise masasından iki metre uzağa çikolata konulmuş ve çalışanların günlük olarak ne kadar çikolata yedikleri ölçülmüş. Elde edilen veriler karşılaştırıldığında birinci grubun, ikinci gruba kıyasla günde ortalama 6 adet daha fazla çikolata tükettiği ortaya çıkmış. Yani diyeceğimiz o ki, beslenmenize dikkat etmek istiyorsanız, besinlerle aranıza koyacağınız fiziksel mesafe yiyeceğiniz miktarı azaltmak için iyi bir başlangıç olabilir!

Etiket

Yediklerimizin etiketinde “düşük kalorili”, “düşük yağ” ya da “düşük şeker” ibaresini gördüğümüz anda o yiyeceğe bakış açımız tamamen değişir. Düşük kalorili beslendiğimizi düşünmeye başlarız ve bunun sonuncunda daha fazla yeme eğilimi gösteririz. Halbuki o etiketi okumadığımız bir senaryoda daha az yemek tüketme ihtimalimiz mümkündü! Her ne kadar bu etiketler diyet kültürünün bir parçası olsa da bazı durumlarda diyet yapan kişide ters bir etkiye neden olabilir. 

En kötüsü de “düşük yağ” ibareli çoğu ürünün standart versiyonuyla neredeyse aynı miktarda kalori ve şeker içermesi!

Örneğin, üç adet standart Oreo ve üç adet düşük yağ içerikli Oreo’yu karşılaştırdığımızda çarpıcı bir sonuçla karşılaşırız. İkisi de 14 gr şeker içermesine rağmen, standart Oreo’lar 160 kalori, düşük yağlı olanlar ise 150 kaloriye tekabül eder.

Dağınık bir şekilde yerleştirilmiş yemekler daha çok yiyecek tüketmemize neden olabilir…
Organizasyon

Bir tabaktaki yiyeceklerin dağınık bir şekilde yerleştirilmesinin daha çok yeme üzerinde etkili olduğunu biliyor muydunuz?

Araştırmacılar, yiyecek düzeninin beslenme üzerindeki etkisini anlamak için bir deney düzenlemiş. Katılımcılara üç yüz adet şeker verilmiş ve gizli kameradan davranışları takibe alınmış. Katılımcıların yarısı şekerleri renklerine göre organize bir tepside alırken diğer yarısı ise karışık bir tepside almış. Dağınık tepsiyi alan katılımcılar diğer gruba göre neredeyse iki katı kadar daha fazla şeker tüketmişler.

Yani tabağımızdaki yiyecekleri düzenli bir şekilde servis etmek ne kadar yediğimizin farkına varmamıza yardımcı olduğu için doygunluk hissine erken ulaşmamızı sağlıyor!

Dünya nüfusu çarpıcı ölçüde artarken besin kaynaklarımız ne yazık ki bu artışı tolere edecek büyüklükte değil. Buna rağmen kişisel gıda tüketimi bilinçsiz bir şekilde artmaya devam ediyor. Günümüzde ekonomik gelir eşitsizliğinin artmasıyla iki kutuplu bir düzen oluştu. Bir tarafta insanlar açlıktan ölürken diğer tarafta obeziteyle baş ediyor. Türkiye’yi ele alırsak 2008’de obezite oranı %15,2 iken 2019’da bu oran %21,1’e yükseldi.

Bu yüzden yeme alışkanlıklarımızı daha sürdürülebilir bir hale getirmek için ihtiyacımız kadar olanı alıp tabak – bardak seçimi gibi küçük adımlarla hayatımızda büyük değişikliklere gidebiliriz.

Yorumlar (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön