Okuduğum
Avustralya’da Endemik Türlerin Nesli Tükeniyor, Kolonizasyonun Etkileri Tükenmiyor

Avustralya’da Endemik Türlerin Nesli Tükeniyor, Kolonizasyonun Etkileri Tükenmiyor

Avustralya'da nesli tükenen hayvanlar

The Guardian’ın haberine göre, Avustralya hükümeti, Avrupalıların adaya gelişinden bu yana 12 memeli türü ve bilinen ilk sürüngen de dahil olmak üzere 13 endemik türün neslinin tükendiğini resmen kabul etti.

Son dönemlerde listeye yeni memeli türlerinin de eklenmesiyle, “memeli türlerinin nesli tükenme başkenti” olarak anılan Avustralya, sınırları içinde tükendiği bilinen toplam memeli sayısını 22’den 34’e çıkardı.

Hükümetin doğruladığı, nesli tükenen memeli türlerinin arasında çöl bettongu, Nullarbor cüce bettongu, tavşan faresi, sıçrayan fare, Liverpool bandikut faresi, batı çizgili bandikut faresi, güneydoğu çizgili bandikut faresi, Nullarbor çizgili bandikut faresi, uzun kulaklı fare, mavi- gri fare ve Percy Adası uçan tilkisi gibi hayvanlar bulunuyor…

Listede, Hint Okyanusu’ndaki Christmas Adası’nda son on yılda kaybolan iki tür de yer alıyor. Guardian Australia’daki habere göre, bir yarasa türü olan son Christmas Adası cüce yarasası 2009’da öldü. Onu 2014’te nesli tükendiği bilinen, ilk Avustralya sürüngeni olan Christmas Adası orman kertenkelesi takip etti.

Avusturalya’da nesli tükenen hayvanlar listesine eklenen canlılar arasında tavşan fareleri de var.

Güncellenen listedeki bu veriler, 1788’de Avustralya’da yaşadığı bilinen 320 kara memelisinin %10’undan fazlasının tükendiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

The Wilderness Society’den Suzanne Milthorpe, Avustralya’daki memeli türlerinin tükenmesi hakkında “Böyle bir sicile sahip zengin veya fakir başka bir ülke olmadığını” ifade etti.

Charles Darwin Üniversitesi’nde nesli tükenmiş türlerin kaydedilmesine yardımcı olan biyolog Profesör John Woinarski, listeleri “utanç verici ve üzücü” olarak değerlenmiş. Gereken adımlar atılmazsa tehdit altındaki başka türlerin de yok olmasının olası olduğunu hatırlatan Woinarski sözlerine, “Tehlike altındaki türlerimizi yönetmezsek, nesillerinin tükenmesi kaçınılmaz bir sonuç.” ifadelerini de eklemiş.

Woinarski, neredeyse tüm vakalarda yok olmaların en makul açıklamasının Avrupalıların adaya göçüyle nüfusları artan vahşi kediler tarafından avlanmak olduğunu belirterek; adada ortaya çıkan tilkilerin, doğa tahribatının ve çıkan yangınların da nesli tükenen hayvanların yok oluşunda rol oynamış olabileceğini sözlerine eklemiş. “Başka hiçbir ülke son 200 yılda bu kadar memeli türünün neslinin tükenmesinden muzdarip olmamıştır.” cümlesiyle durumun Avustralya kıtası açısından ne kadar utanç verici olduğuna dikkat çekmiş.

Uzmanlar Avustralya’nın zengin ekosisteminde yaşanan bu nesli tükenme olaylarının utanç verici olduğunu belirtiyorlar.

Doğadaki talan devam ederken çözüm önerileri hükümet, muhalefet ve sivil toplum örgütleri arasında tartışmalara neden oluyor.

Avustralya çevre bakanı Sussan Ley’in sözcüsü, Avustralya memelilerinin durumunu doğru bir şekilde yansıtmak ve yerel bitki/ hayvan türlerinin korunmasına yardımcı olabilmek için nesli tükenme tehlikesinde olan türler listesinin kapsamlı bir şekilde denetlendiğinin altını çiziyor.

Göz At

Avustralya Tarım, Su ve Çevre Bakanlığı tarafından, hükümetin 2014 yılından bu yana tehdit altındaki türleri ve ekolojik toplulukları destekleme projeleri için 535 milyon dolardan fazla bütçe ayırdığı, 10 yıllık tehdit altındaki türler stratejisi hazırladığı ve avcılardan arınmış yeni güvenli sığınaklar sunduğu aktarılıyor.

Avustralya İşçi Partisi çevre sözcüsü, Terri Butler, “Koalisyonun ‘hızlanan yok olma krizine’ başkanlık ettiğini ve iktidara geldiğinden beri çevre departmanının fonlarını kestiğini” anlattıktan sonra “Bu krize çözüm önerisi getirememelerinin yanı sıra umursamıyorlar da.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Peki hükümetler, devletler, sivil toplum kuruluşları, aktivistler türlerin yok olmasıyla ilgili ses çıkarıp önemler üzerinde kafa yormaya çalışırken neler oluyor?

Geçen hafta Avustralya ve Antarktika’da çalışan 38 bilim insanının yaptığı çığır açan çalışma, 19 ekosistemin insanların etkisiyle çöktüğünü ortaya çıkardı. Bu çarpıcı verilerden hareketle yerel inisiyatiflerin yanında küresel çapta yapılacak – hükümet veya sivil toplum destekli – çalışmaların zorunlu ve acil bir ihtiyaç olduğunu üzülerek söylemek zorundayız.

Yorumlar (1)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön