Okuduğum
Aşırı soğuklar iklim değişikliğinin sonucu mu?

Aşırı soğuklar iklim değişikliğinin sonucu mu?

Yarından Sonra filminde iklim değişikliğinin neden olduğu felaketler gerçeğe mi dönüşecek?

Jake Gyllenhaal’un henüz ergenlik dönemine yeni yeni veda ettiği yıllara ait The Day After Tomorow -ya da Yarından Sonra- isimli filmi kesin izlemişsinizdir! Daha önce izlemeydiyseniz bile COVID-19 salgınının etkisi ile eve kapandığımız bu dönemde Netflix’in ısrarlı önerilerine karşı koyamadığınıza eminiz…

Bu konumuzla hafifçe alakasız soruyu neden mi soruyoruz?

Eğer filmi izleyen taraftaysanız geçtiğimiz hafta Kuzey Amerika’da ılık iklim koşullarıyla bilinen bölgelerin ekstrem soğuk havayla mücadelesini izlerken karşılaştığınız manzaralar size oldukça tanıdık gelmiş olmalı!

Filmde ünlü aktör Dennis Quaid lafını siyasetçilere bir türlü anlatamayan yanlış anlaşılmış bir bilim insanını canlandırıyor ve ne yaparsa yapsın karar vericileri iklim değişikliği konusunda uyaramıyor. Ta ki gökten buz parçaları düşüp dünya buzul çağına geri dönene kadar…

Bu süreçte çok sevgili oğlu (Jake Gylenhall) New York’da mahsur kalıp dünya metropolünün kar ve buzlarla kaplanmasına şahit oluyor. -Spoiler vermemek için filmin devamını anlatmıyoruz-

Ne demişler, tüm felaket filmleri siyasetçilerin bilim insanlarına kulak vermemesiyle başlar…

Peki ABD’nin Teksas ve Houston gibi ılık iklime sahip eyaletlerinde yaşanan ekstrem soğukların sebebi nedir? Yoksa Yarından Sonra filminin senaryosunda bir doğruluk payı var mı?

Hemen kendinizi kaybedip Skynet’in gerçek olacağını, robotların ve maymunların zaman içinde dünyayı ele geçireceğini, zaten The Simpsons’ın Trump’ın başkanlığını ve COVID-19 pandemisini yıllar önce tahmin ettiğini düşünerek Matrix’de yaşayıp yaşamadığınızı sorgulamaya başlamayın ama Yarından Sonra’nın senaryosunda çok da hatalı olmadığını söyleyebiliriz!

Soğuk hava dalgalarının nedeni iklim değişikliği mi?
The Day After Tomorrow (Yarından Sonra) filminde New York şehri dondurucu soğuklar nedeniyle dev bir buz parçasına dönüşmüştü! Fotoğraf|The Day After Tomorrow

Filmde Dennis Quaid kutuplardaki aşırı ısınmanın dünyanın atmosferinde yoğun değişikliklere sebep olarak dev soğuk fırtınalarına yol açtığını detaylı tablolar üzerinden açıklıyordu –izleyicilerin büyük çoğunluğunun Dennis Quaid’e bakmaktan tablolara pek bakmadığını tahmin ediyoruz-, günümüzde gerçekleşen aşırı soğuk fırtınalarının sebebi aslında bu açıklamayla oldukça paralel.

National Centers for Environmental Information isimli kuruluşta görevli iklim araştırmacısı Karin Gleason, Kuzey Amerika’da görülen aşırı soğukların ısınan kutuplarla yakından ilgili olduğunu belirtiyor. Normal şartlarda İngilizcede “jet stream” adı verilen hızlı rüzgarlar kutuptaki soğuk havayı hapseden bir duvar gibi davranıyorlar, bu dondurucu havayı sabit tutan polar vorteks ismi verilen bir yapı oluşmasını sağlıyor.

Bu sistem gücünü kutuptaki hava sıcaklığının güneydeki hava sıcaklığına göre daha soğuk olmasından alıyor; kutup bölgesinde artan sıcaklık, soğuk hava ile güney bölgeler arasında duvar görevi gören güçlü rüzgarların zayıflamasına ve polar vorteksin dengesiz hale gelmesine neden oluyor. Sonuçta kutuplardaki soğuk hava güneye doğru hareket etmeye başlıyor. Birleşmiş Milletler‘in iklim değişikliği ile ilgili bilgi ve haberleri paylaştığı resmi Twitter hesabında yayınladığı yukarıda paylaştığımız bu grafik kutuplardaki ısınmanın polar vorteksi nasıl etkilediğini basit bir şekilde gözler önüne seriyor!

Dondurucu kutup soğukları dünyanın beklenmedik yerlerinde – yukarıdaki fotoğraf Teksaslı bir Twitter kullanıcısının evinde çekilmiş- hayatı felç ederek milyonlarca insanın “Hava soğuk işte, hani küresel ısınma vardı?” gibi yararlı (ironi içerir) düşünceler geliştirmesine neden oluyor!

Göz At
Palo Santo Alternatifleri

Bazı çevreler bu tip atmosferik olayların yıllar içinde tekrarlanan doğal oluşumlar olduğunu iddia etse de uzmanlara göre bu görüş çok da gerçekçi değil. UC Davis (Kaliforniya Üniversitesi) öğretim görevlisi Paul Ullrich atmosferimizdeki küresel ısınmanın polar vorteksi gittikçe daha istikrarsız hale getirdiğini belirtiyor. Ullrich, kuzey buz denizindeki buzul kaybının bölgeyi karanlık ve ısı emici bir hale getirdiğini ifade ederken, gelecek yıllarda kutuplardaki ısınmanın artışıyla daha da ekstrem soğuk hava dalgalarının dünyanın güney enlemlerinde kendilerini göstereceğini söylüyor.

Kısacası bu durum dünyamızın ısınmadığı anlamına gelmiyor, aksine yaşanan ısınmanın daha ekstrem hava koşullarına yol açtığı gerçeğini kanıtlıyor. Mevsimsel sıcaklık değişimleri yerine günlük ani sıcaklık değişiklikleri -geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da yaşadığımıza benzer-, beklenmedik yoğunlukta yağmur düşüşleri -İzmir’de yaşanan sel ve hortum oluşumları- ve ekvatora yakın bölgelerde bölgenin ekosistemine geri döndürülemeyecek zararlar veren soğuk hava dalgaları -Teksas’da yaşanana benzer aşırı soğuk hava – gibi.

Yarından Sonra filminin senaristlerinin yanıldığı nokta ise şu; bilim insanları bu durumun dünyayı filmdeki gibi uzun bir buzul çağına sokacağını düşünmüyor! Aksine aynı son senelerde yaşadığımız gibi hava sıcaklıklarında kısa sürelere yayılmış düşüşler yaşanırken kış mevsiminin kısalacağına ve hava sıcaklıklarının yoğunlukla mevsim normallerinin üstünde seyredeceğine inanıyorlar.

İyi haber şu ki bizim filmimiz hala vizyonda ve henüz birinci bölümün başındayız!

Seriye iyi bir son yazmak, insan hayatını ve dünyamızın canlılığını koruyacağımız bir gelecek yaratmak bizim elimizde. Filmdekinin aksine en azından şimdi Amerika Birleşik Devletleri isimli dünyanın kaderini belirleyecek süper güce bilim insanlarını dinleyen bir başkan liderlik ediyor…

Not| Yazımızı güzel bir haberle sonlandıralım, Amerika Birleşik Devletleri Trump yönetiminde veda ettiği Paris Anlaşması’na bugün resmi olarak geri döndü, üstelik Biden’ın iklim krizi ile mücadele için oluşturduğu grup anlaşmanın şartlarının daha da ileri taşınmasını talep ediyor.

Yorumlar (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

@2020 SOLH LIVING.TÜM HAKLARI SAKLIDIR.

Başa Dön